08.01.2005 tarihinde İzmit Ticaret Odası konferans salonunda gerçekleştirilen T.C. Maliye Bakanlığı Kocaeli Defterdarlığı ile Kocaeli Muhasebeciler Odasının birlikte organize ettiği dönem sonu işlemleri konulu sunumda katılımcılar tarafından sorulan sorulara verilen cevaplar aşağıdaki gibidir. Buradaki cevaplar sunumu yapan Vergi Denetmen Yardımcılarının kişisel yorumlarıdır. Maliye Bakanlığını, Gelirler Genel Müdürlüğünü ve Kocaeli Defterdarlığını bağlamamaktadır. Sorulara verilen cevaplar mukteza hükmünde değildir.
SORU-1
Bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları geçici vergi döneminde indirilebilir mi?
CEVAP -1
Gelir Vergisi Kanunu’nun Mükerrer 120. maddesi geçici vergiye ilişkin
hükümleri düzenlemiştir. GVK Mük. 120. madde 1. fıkra
hükmü şu şekildedir:”Ticari kazanç
sahipleri (basit usulde
vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabı cari
vergilendirme döneminin
gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanununun ticari veya mesleki kazancın
tespitine ilişkin hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul
Kanununun değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili
hesap döneminin üçer aylık kazançları (42 nci madde kapsamına
giren kazançlar ile noterlik görevini ifa ile mükellef olanların bu işlerden
sağladıkları kazançlar hariç) üzerinden, 103 üncü maddede yer alan
tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi öderler. Geçici
vergi matrahının hesaplanmasında dönem sonu mal mevcutları, kayıtlar üzerinden
tespit edilebilir.”
Madde hükmü açık olarak geçici vergi
mükellefi olan gelir vergisi mükellef gruplarını belirlemiş ve bu mükellef
gruplarının gelir unsurları üzerinden üçer aylık dönemler itibariyle geçici
vergi beyannamesi vermelerini hüküm altına almıştır. Kanun metninde geçici
vergi mükellefleri ”Ticari kazanç
sahipleri (basit usulde
vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabı...”
şeklinde sayılarak geçici vergi ödemesi gereken mükellef grupları
belirlenmiştir. Buna göre Gelir Vergisi Kanunu mükerrer 120. maddede sayılmayan
diğer gelir unsurlarını elde eden mükelleflerin gelirlerine ilişkin yıllık
beyannameye ek olarak gelir geçici vergi beyannamesi vermelerine lüzum
görülmemiştir. Kazancını bilanço usulüne göre tespit eden ticari kazanç
sahipleri, kazancını işletme hesabı esasına göre tespit eden ticari kazanç
sahipleri ile serbest meslek kazanç sahipleri geçici vergi beyannamesi
vereceklerdir.
Geçici vergiye esas kazanç ticari veya
mesleki kazancın tespitine ilişkin olarak, geçici vergi mükellefleri Gelir
Vergisi Kanunu’nda yer alan hükümlere uymak ve indirim ve istisnalardan
yararlanmak durumundadırlar. Geçici vergi beyannamelerinde Gelir Vergisi Kanunu
89. maddede belirtilen sigorta primi ve katkı payı indiriminden geçici vergiye
esas kazançlarını tespit ederken yararlanabileceklerdir. Bu durumda söz konusu
maddelerde yer alan bireysel emeklilik katkı payı için %10 ve şahıs sigorta
primi için %5 ‘lik kazanç indiriminden yararlanabilirler. Bu oranlar geçici
vergiye esas kazanca uygulanmak suretiyle indirim konusu yapılabilecek tutar
belirlenecektir. Yıllık beyannamede beyan edilen kazanç olmaması veya yetersiz
olması halinde geçici vergi dönemlerinde indirilen bağış ve yardım tutarının,
yıllık beyannameye göre yararlanılması mümkün olan kısmı, beyan edilen gelirden
indirilecek, kalan kısım indirim konusu yapılmayacaktır.
Geçici vergi beyannamesi vermek
mecburiyetinde olan gelir vergisi mükellefleri geçici vergi beyannamelerinin
20. satırında bireysel emeklilik sistemi katkı payı ödemelerini kazanç
oranlarına göre indirim konusu yapabilecektir. Mükellefler mutlak sınır olarak
da 16 yaşından büyük asgari ücretli bir işçinin brüt ücret tutarına kadarlık
kısmını, ilişkili olduğu döneme denk gelecek şekilde indirim konusu
yapabileceklerdir. İlgili döneme ilişkin tutarı döneme kısmına kadar ve gelirin
%10’luk kısmına kadarlık oransal sınırlamayı da dikkate alarak indirilebilecek
tutarı beyan ettikleri gelirden indirebileceklerdir.
Ticari kazanç sahibi ve serbest meslek
kazancı elde eden gelir vergisi mükellefleri, ilgili dönem geçici vergi
beyannamelerinde bireysel emeklilik sistemine ödedikleri katkı paylarını,
yukarıda gerekçesi ve usulleri açıklanmış olan sınırlar içinde kalmak kaydıyla
indirim konusu yapabileceklerdi. Bu
mükellefler geçici vergi beyannamelerinin 20. satırında yer alan diğer
indirimler bölümünde yazarak indirim konusu yapabilirler.
YAŞAR
ÇAKMAK
VERGİ DENETMEN YARDIMCISI
SORU-2
13.12.2004 tarihinde işletmeye alınan yeni kamyon trafik tescili 2005 yılında gerçekleşmiştir. Bu taşıt için 2004 yılında yatırım indirimi ve amortismandan yararlanılabilir mi?
CEVAP -2
GVK 19/2 ye göre yatırım indirimi istisnası uygulanmasına, istisnaya konu konu iktisadi kıymete ilişkin harcamaların yapıldığı yılda başlanır. Ayrıca amortisman ayrılabilir VUK 320 amortisman süresi kıymetlerin aktife girdiği yıldan başlanır.
ERGİN ABANOZ
VERGİ DENETMEN YARDIMCISI
SORU - 3
08/10/2005 tarihinde Kocaeli Defterdarlığı ve Kocaeli SMM Odasınca ortak yapılan sunum çalışmasında, “Taşıtlara ilişkin tamir, bakım ve onarım giderlerinin 440YTL (440.000.000TL)’yi aşması durumunda gider olarak kaydedilip edilemeyeceği sorulmuştur.
CEVAP - 3
Bilindiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda “İndirilebilir
Giderler” 40. madde de sayılmıştır. Maddenin beş numaralı bendi taşıtlara
ilişkin giderleri düzenler. Bent aynen şu şekildedir:
(4008 sayılı Kanunun 24'üncü maddesiyle değişen bent
Yürüklük: 1.1.1995) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte
kullanılan taşıtların giderleri (4369 sayılı Kanunun 82. maddesiyle yürürlükten
kaldırılan hüküm Yürürlük:1.1.1999)
Maddenin ilgili bendinde, işletme aktifinde
yer alan veya kiralama yoluyla elde edilen taşıtlara ait tamir, bakım, yakıt ve
benzeri cari giderler kastedilmektedir. Bu tür giderler işletmenin ekonomik
ömrüne ve değerine katkıda bulunmamaktadır ve indirimi GVK’nın 40/7 maddesinde
belirtilmiştir. Eğer soruyla kast edilen; değer artırıcı nitelikteki giderler
olsaydı (örneğin motorun değiştirilmesi, ses düzenlerinin eklenmesi...vb)
bunlar amortisman suretiyle itfa edilecekti. O zaman 333 nolu VUK tebliğinde
belirtilen EKLİ LİSTE’den taşıtlar (Listede 5’li kodlarla gösterilmiştir.)
bulunacak ve ilgili olduğu faydalı ömür üzerinden amortisman ayrılacaktır.
440 YTL (440.000.000TL) mevzuuna
gelince; bu tutar, amortismanlarla ilgili VUK’un 313 nolu maddesinin son
fıkrasında belirtilmiştir. Yani amortismana tabi
değerin tutarı 2004 için 440.000.000TL tutarını geçmesidir. Geçmeyenler
amortismana tabi tutulmayarak anında gider olarak yazılabilecektir.
Amortismanda genelde 440.000.000TL şartı iktisadi ve teknik bütünlük
gösterenlerde topluca alınırken işin ve iktisadi iktisadi kıymetin özelliğine
binaen ayrı ayrı da alınabilir. Örneğin işletmede kullanılmak üzere alınan bir
minibüs bütün değeri üzerinden değerlendirilirken, yemek verme hizmeti sunan
bir lokanta için alınan masa ve sandalyelerin tutarı belirtilen tutarın altında
kalabilir. O zaman lokanta işleticisi mükellef
masa ve sandalyeleri bir bütün olarak alacak, tek masa-tek sandalyeye
amortisman ayırmak yerine hepsine bütün olarak amortisman ayırabilecektir.
Özetle taşıtlara ilişkin tamir, bakım ve onarım giderleri tamamıyla amortismanlarla ilgisiz bir mevzudur. Tamamıyla 40/5 kapsamında değerlendirilir ve indirime tabi tutulur. Bu giderler için en önemli şart bu giderler 440 YTL (440.000.000TL)’nin altında kalsa bile belgelenmek zorundadır. Belgesiz yapılan bu tür giderler her ne suretle olursa olsun safi kazancın tespitinde indirime tabi tutulmazlar.
ÖZALP YAĞMUR ÖZTÜRK
VERGİ DENETMEN YARDIMCISI
SORU-4
Banka kredisi ile satın alınan taşıtın ilgili yıldaki faizleri taşıtın maliyetine yazılmıştır. 31.12.2003 tarihinde taşıtın üzerinde olan faizler çıkarıldıktan sonra, enflasyon düzeltmesi yapılabilir mi?
CEVAP-4
Bilindiği üzere parasal olmayan iktisadi kıymetler, içerisinde yer alan reel olmayan finansman maliyeti (ROFM) düşüldükten sonra kalan değer üzerinden düzeltme işlemi yapılacaktır. Bu husus 328 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde açıklanmıştır. Buna göre, 31.12.2003 tarihi itibariyle taşıtın maliyet bedeli içerisinde yer alan ROFM düşüldükten sonra kalan tutar enflasyon düzeltmesine tabi tutulacaktır.
SORU-5
“Ortaklara Borçlar” hesabı olan 331.No.lu hesabı vergi kanunları örtülü sermaye saydığına göre, enflasyon düzeltmesine tabi tutulmamış olması sonucu işletmeler fiktif bir karla karşılaşmaktadır. Bu hesap sermaye cüzü olarak düzeltmeye tabi tutulamaz mı?
CEVAP-5
Örtülü sermaye esas itibariyle işletmeye öz sermaye olarak tahsis edilmekle birlikte, ortak sermaye payının işletmenin borcu (ortağın alacağı) gibi gösterilmesidir. Dolayısı ile işletmeler tarafından bu şekilde muvazaalı işlemlere başvurulması durumunda örtülü sermaye durumu söz konusu olur. Bu nedenle “Ortaklara borçlar” hesabı, doğrudan örtülü sermaye olarak nitelendirilemez. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 16.maddesinde örtülü sermaye olarak nitelendirilecek borçlanmalar açıklanmıştır. Buna göre:
-Borç, kurumun vasıtalı vasıtasız bağlantısı olan veya devamlı ve sıkı iktisadi ilişkide bulunulan kişi veya kurumlardan alınmış olmalıdır.
-Alınan borç kurumda kesintisiz olarak uzun süre kullanılmalıdır.
-Borcun öz sermayeye oranının emsal kurumlara nazaran bariz şekilde yüksek olması gerekmektedir.
Bu nitelikleri taşıyan borçlanmalar örtülü sermaye sayılacaktır.
Ayrıca, 328 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre, “Ortaklara Borçlar” kalemi parasal kıymetler arasında sayılmıştır. Dolayısı ile “Ortaklara borçlar” hesabının enflasyon düzeltmesine tabi tutulması söz konusu değildir.
MURAT ÇAVDAR
VERGİ DENETMEN YARDIMCISI
SORU-6
Deri imalatı ile uğraşan bir firmanın imalatında, deri haricinde yan ürün olarak küçük parça deriler elde ediliyor. Bu küçük parçaları imalat safhasında üretilirken pay verilmiyor. Bu ürünler stoklarda belli bir değer verilerek gösterilecek mi, yoksa satıldığında gelir yazılması olur mu?
CEVAP-6
VUK’nun 278. maddesinde “Yangın,
deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak,
çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir
azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve
döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar emsal bedeli ile değerlenir.” Hükmü yer
almaktadır.
Buna göre ,bu kıymetlerden belli bir değer ifade edenler
dönem sonu envanterinde gösterilir ve emsal bedelle değerlenir. Herhangi bir
değeri olmayanlar ise stoklarda gösterilmez.
SORU-7
2002 yılında 10 milyara değerinde bir makine
alınıyor. Amortisman oranı %20, ancak firma 2002 yılında 2.000.000.000.-TL
ayırması gerekirken 1.900.000.000.-TL milyar ayırmıştır. Eksik ayrılan
100.000.000.-TL amortisman KKEG olarak mı ayrılacak yoksa başka bir şekil demi
giderleştirilecek?
CEVAP-7
VUK’nun 278. maddesinde “Amortisman süresi, kıymetlerin aktife
girdiği yıldan başlar. Bu sürenin yıl olarak hesaplanması için (1) rakamı
mükellefçe uygulanan nispete bölünür.
(4108 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle değişen
fıkra - Yürürlük: 2.6.1995 Geçerlilik: 1.1.1994) Faaliyetleri kısmen veya
tamamen binek otomobillerinin
kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla
kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek
otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri
tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır. Amortisman
ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa süresinin son yılında
tamamen yok edilir.
Her yılın amortismanı ancak o yıla ait değerlemede
nazara alınabilir.
Amortismanın herhangi bir yıl yapılmamasından
veya ilk uygulanan nispetten düşük bir hadle yapılmasından dolayı amortisman
süresi uzatılamaz.” Hükmü yer almaktadır.
Bu kanun maddesine istinaden ayrılmayan
Amortisman ileriki dönemlerde ayrılma
niteliğini kaybetmektedir.
Bu konudaki kişisel görüşüm ayrılmayan
amortisman giderine ilişkin herhangi bir işlem yapılmaması ve iz bedelle
takibinin yapılmasıdır. Satış aşamasında amortisman ayrılmayan dönem, ilgili
makinenin net değerini arttıracağı için
aradaki fark gelir yazılarak amortisman gideri satış yılında gider
olarak dikkate alınmış olacaktır.
SORU-8
30.11.2004
tarihinde faturası kesilen ancak
teslimi (alımı ithal yoluyla) Ocak ayında yapılacak bir malın kesilen fatura
tutarı hangi dönemde sonuç hesaplarına intikal ettirilecektir?
CEVAP-8
Mal ithalatını, Türk milli mal varlığına
dahil olmayan bir malın yurt dışından getirilip gümrük hattından geçirilmesi
olarak tanımlamak mümkündür.
KDV Kanununun 10. maddesinin (ı) bendi
İthalatta, Gümrük Kanununa göre gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin
başlaması, gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde ise (4369 sayılı Kanunun 81
inci maddesiyle değişen ibare Yürürlük: 1.8.1998)
gümrük beyannamesinin tescili,
Buna göre,
a)Gümrük vergisine tabi malların ithalinde,
gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin başlaması
b)Gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde
ise fiili ithalatın yapılması olarak belirtilmiştir.
a) Gümrük Vergisine Tabi Malların İthalatında
KDV Doğuran Olay:
Gümrük Kanunu’nun 3. maddesine göre gümrük
vergisi ödeme mükellefiyeti normal hallerde, gümrük çıkış beyannamesinin Gümrük
İdaresince tescili ile doğmaktadır.
b) Bu malların ithalatında KDV doğuran olay
fiili ithal işleminin yapıldığı tarih itibariyle doğmaktadır.
SORU-9
Dönem sonu stok hesaplarında meydana gelen
nedeni tespit edilemeyen noksanlıkta
fatura kesmek gereklimidir?
CEVAP-9
Bu noksanlıklar şahıs işletmelerinde ve
ortaklıklarda farklılık göstermektedir.
·
Şahsi işletmelerde
işletme sahibi tarafından yapılan bu
şekildeki mal çekişlerinde matrah, çelişe konu malın emsal bedelidir.
·
Ortaklık halinde
işletilen işletmelerde, işletmeden çekiş değil, ortağa satış sözkonusu
olabilir. Bunun için burada firma satış fiyatından çıkış yapılır ve KDV hesaplanır.
VEDAT ENDER TUNA
VERGİ DENETMEN YARDIMCISI
SORU-10
Kredi kartlarından olan alacaklarda reeskont uygulanabilir mi ?
CEVAP-10
Vergi Usul Kanunun 281. Maddesi hükmü uyarınca işletme aktif ve pasifinde bulunan alacak yada borçlardan ancak senede bağlı olanlar reeskont uygulamasına konu olabilir yani değerleme gününün kıymetine icra olunabilir . Bu sebeple Kredi kartlarından olan alacaklar Kambiyo senedine bağlı olmadıklarından bunlar için reeskont uygulamasına gidilemeyecektir.
SORU-11
Vadeli mevduatlarda hesabın açıldığı tarihten değerleme gününe kadar faiz hesaplanıp tahakkuk yapılacak , izleyen dönemde vadesi dolmadan vadeli mevduatını bozan mükellef az yada hiç faiz almaz ise bir önceki dönemde matraha eklenen gelir ile ilgili ne yapılacak ?
CEVAP-11
VUK madde 281 ‘de “Alacaklar mukayyet değerleriyle değerlenir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.” Hükmü mevcuttur.
Anılan madde hükmü uyarınca , ticari işletmelerinin aktifine kayıtlı mevduat hesapları bulunan mükellefler, bu hesapları dolayısıyla vadesinde elde edecekleri faiz gelirinden, değerleme gününe kadar oluşan kıst döneme ait kısmı, ilgili oldukları dönemde gelir yazmak suretiyle kurum kazançlarına dahil edeceklerdir.
Ancak izleyen dönemde vadesi dolmadan bozulan mevduat hesapları dolayısıyla faiz alınamaması halinde önceki dönemde gelir yazılan kısım, Önceki dönem gider ve zararlar hesabıyla ilişkilendirilerek geçmiş dönemde yapılan işlemin tersi yönde bir işlem tesis edilerek kapatılmalıdır.
SORU-12
Vazgeçilen Alacağın özel fon hesabında 3 yıl içinde tutuluyor. 1. Yılda işletme kar elde ettiğinde bu fonlardan gelecek yıllarda yararlanma imkanı var mıdır.? Yararlanırsa süre uzar mı ?
CEVAP-12
VUK md 324 ‘e göre Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar alacaklı yönünden değersiz alacaktır. Borçlu yönünden ise kar mahiyetindedir.Çünkü gerçekte pasifte bir azalma olmuş, öz sermaye artmıştır. Madde hükmüne göre borcu bağışlanan bir kimsenin mali durumunun esasen bozuk olduğu göz önünde bulundurularak bu karın alacaktan vazgeçildiği yılda değil daha ileriki yıllarda vergilendirilmesi öngörülmüştür.
Buna göre 1.yılda kar elde edilmesi durumu değiştirmeyecektir. Alacağın vazgeçildiği işletme bünyesinde bekleme süresi içinde doğan zarar öncelikle karşılık hesabına alınmış olan vazgeçilen alacaktan mahsup edilir. 3 yıllık sürenin sonunda eğer bu hesapta bir bakiye mevcut olursa bu da son dönemin Kar/zarar hesabına ilave edilecektir. Dolayısıyla 1. yılda kar edilmesi durumunda süre uzamasına yol açmayacaktır.
SORU-13
X A.Ş ile Y ltd. şti arasında 30 milyar alacağın yarısının ödenmesi konusunda mutabakat protokol ve ibraname yapıldı. X A.Ş firması borçlu olup ağır ekonomik kriz nedeniyle finansal bir krize girmiş ve Ankara 8. Asliye Tic. Mahkemesine yaptığı başvuru neticesinde Şti nin ıslahı için 1 Yıl süre verilmiştir. Mahkemece bir kayyum heyeti atanmıştır. Borçların yeniden yapılandırılması amacıyla X A.Ş ile X ltd Şti (Alacaklı)arasında protokol metni hazırlanmıştır. X A.Ş nin alacaklı firmaya borcu 30 Milyar TL dir. Bu tutarın %50si olan 15 Milyar 29.12.04 te bankaya yatırıldı. Geri kalan %50 sini nasıl kayıt altına alabiliriz.?
CEVAP-13
4743 sayılı kanunun “Vergi istisnaları ve teşvik belgeleri” başlıklı 3. maddesinde; aynı kanunun “Finanssal yeniden yapılandırma çerçeve Anlaşmaları” başlıklı 2. maddesince “Finanssal yeniden yapılandırma çerçeve Anlaşmaları” çerçevesinde gerçekleştirilen sözleşmelerde, sözleşme hükümleri uyarınca tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları VUK hükümlerine göre alacaklı için değersiz alacak,borçlu için ise vazgeçilen alacak olarak dikkate alınacağı belirtilmektedir.
Dolayısıyla X A.Ş için 15 Milyar TL Vazgeçilen alacak olup Pasifte karşılık ayrılması gereken tutar, Aynı meblağ X Ltd. Şti. açısından ise değersiz alacak olup direkt olarak gider yazabilecek tutardır.
HİKMET AYDIN
VERGİ DENETMEN YARDIMCISI